top of page

ÇALIŞMA İZNİ TALEBİNİN REDDİ

Güncelleme tarihi: 24 Mar 2023

Türkiye’de bir yabancının çalışmak istemesi halinde, 6735 Sayılı Uluslararası İş Kanunu’na, 4817 Sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun’a ve bu Kanunun uygulanması hakkında bir yönetmeliğe uygun bir başvurusunun bulunması gerekmektedir. Ancak uygulamada, avukat olmaksızın yanlış/eksik yapılan yahut gerekli koşulları sağlamadan yapılan başvuruların reddedildiği bir gerçektir. Bu halde de, yine bir avukatın profesyonel desteği ile yabancıların İdari yargıda çalışma izninin reddedilmesi işlemini ortadan kaldırmaya yönelik dava açma hakları mevcuttur. Bu yazımızda, çalışma izninin reddi halinde izlenecek hukuki yolları ele alacağız.


Çalışma İzni Talebi Hangi Hallerde Reddolunur?


Çalışma izni başvurusunun reddi, 6735 Sayılı Uluslararası İş Kanunu madde 9’da ve 4817 Sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun’un 14. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu sebepler aşağıdaki gibidir:


- Uluslararası işgücü politikasına uygun olmayan,


- Sahte veya yanıltıcı bilgi ve belgelerle yapılan,


- Yabancı istihdam edilmesine ilişkin gerekçesi yeterli görülmeyen,


- Diğer kanunlarda Türk vatandaşlarına hasredilen iş ve meslekler için yapılan,


- Yabancının gerekli nitelik ve uzmanlığı taşımaması,


- Bakanlıkça belirlenen değerlendirme kriterlerini karşılamayan,


- 6458 sayılı Kanunun 7 nci, 15 inci ve 54 üncü maddeleri kapsamında olduğu İçişleri Bakanlığınca bildirilen yabancılara ilişkin olan,


- Kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından Türkiye’de çalışmasında sakınca görülen yabancılara ilişkin olan,


- Dışişleri Bakanlığının uygun görüşü olması durumu hariç, Türkiye Cumhuriyetinin tanımadığı veya diplomatik ilişkisinin bulunmadığı ülke vatandaşları için yapılan,


- Kanuni süresi içinde yapılmayan veya eksiklikleri tamamlanmayan,


- İş piyasasındaki durum ve çalışma hayatındaki gelişmeler ve istihdama ilişkin sektörel ve ekonomik konjonktür değişikliklerinin çalışma izni verilmesine elverişli olmaması,


- Başvurulan iş için ülke içinde, dört haftalık süre içerisinde o işi yapacak aynı niteliğe sahip kişinin bulunması,


- İçişleri Bakanlığının olumsuz görüş bildirmesi,


- Yabancının çalışmasının millî güvenlik, kamu düzeni, genel asayiş, kamu yararı, genel ahlâk ve genel sağlık için tehdit oluşturması.


Görüldüğü üzere, Türk yabancılar mevzuatında çalışma izni talebinin reddolunması için birçok sebep bulunmaktadır. Bu sebeplerden herhangi birinden ötürü hak ve para kaybı yaşamamak için bir avukattan destek alınması hayli önemlidir.


Türkiye’de çalışmak isteyen yabancıların her türlü koşulu sağlasa da faaliyet göstermesine izin verilmeyen bazı meslek grupları bulunmaktadır. Bunlar; avukatlık, hakimlik, savcılık, noterlik, diş hekimi, eczacı, hasta bakıcı, veteriner, memurluk, deniz taşımacılığı, balıkçılık, dalgıçlık, arayıcılık, kılavuzculuk, kaptanlık, katiplik, tayfalık, özel güvenlik görevliliği, gümrük müşavirliği ve turist rehberliğidir.


Çalışma İzni Başvurusu Reddedildiğinde Ne Yapılmalıdır?


Türkiye’de çalışmak isteyen bir yabancı adına yapılan çalışma izni başvurusunun reddi halinde bu başvuruyu yapan kişi veya kurumca gerekli evraklar toplanır ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına başvuruda bulunulur. Bakanlık bu başvuruyu inceler ve kararını başvuru sahibine tebliğ eder. Başvuru sahibine tebliğ edilen karar olumsuz ise, bu durumda başvuru sahibinin bu karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde kararı veren makama itiraz etmesi gerekmektedir. Bu süre içerisinde başvurulmaması halinde, karar kesinleşmiş sayılacaktır.


İtiraz, Çalışma Genel Müdürlüğü ve Yabancıların Çalışma İzni Dairesi tarafından incelenir. Kararın yine olumsuz olması halindeyse, başvuru sahibi 60 gün içerisinde idari yargıda dava açma hakkına sahiptir.


İdari Davada Nelere Dikkat Edilmelidir?


Hukuk büromuzdaki buna yönelik yürüttüğümüz işlerden hareketle Mahkemenin özellikle üzerinde durduğu bazı hususlar mevcuttur. Evvela, davanın yetki, görev, süre ve kişi bakımından usulüne uygun şekilde açılıp açılmadığı, davadan önce ilgili kuruma karara yönelik itirazda bulunulup bulunulmadığı gibi konular önem arz eder.


İkinci olarak, davanın yürütmeyi durdurma istemli olarak ve duruşmalı olarak görülmesi talebi de birçok hak kaybının önüne geçme şansı doğurmaktadır. Bu yolla davacı, dava sonuçlanana kadar Türkiye’deki hukuki statüsünü korumaya devam etme şansı yakalar. Diğer yandan, mahkemenin talep doğrultusunda duruşma açması da davacının yahut onun avukatının mahkeme heyetini etkili bir savunma yoluyla yüz yüze ikna etme şansını artıracaktır.

Üçüncü olarak, birçok konuda olduğu gibi, Mahkeme heyetinin özellikle yabancının Türkiye’de yapmak istediği işi bir Türk vatandaşının aynı verimlilikte ve uzmanlıkta niçin yapamayacağı hususunda ikna edilmesi gerekmektedir. Bu ise, yabancının kişisel, mesleki ve entelektüel birikimini ortaya koymanın yanı sıra bu niteliklerinin Türkiye’de nasıl özgün ve neredeyse biricik bir katma değer yaratacağını ortaya koyabilmekle mümkündür.


Tüm bunların yapılabilmesi, yabancının etkin, kaliteli ve erişilebilir bir hukuki destek almasına büyük oranda bağlıdır. Bu kapsamda bir avukatla çalışılması, olası risklerin bertaraf edilmesini sağlayacak, hak ve kazanç kaybının de önüne geçecektir.


Comentarios


bottom of page